| Aziz 的个人资料ZAFERTEPEÇALKÖY Şehitler...照片日志列表 | 帮助 |
|
|
12月3日 50 Yıl sonra mezarı bulunan şehit
"SANA SESLENİYORUM EY ŞEHİT OĞLU ŞEHİT, EY GÖĞSÜNDE BİN SANCAK AÇILAN YİĞİT ! ARADIM KABRİNİ YAŞLI GÖZLERİMLE HER AN, SENİ GÖRDÜM ÖYLE BÜYÜKTÜN Kİ......"(Serapa VATAN) MEZARI ELLİ YIL SONRA BULUNAN ŞEHİT (HARPUTLU YÜZBAŞI ŞEKİP EFENDİ) Bir sonbahar günü öğle üzeriydi. Sokaklar altın sarısı yaprakların işgaline uğramış, sanki hazin bir ayrılığın yasını tutuyorlardı.Çünkü Kasım ayının hemen arkası soğuk ve beyazlar mevsimiydi. Güneşin baygın ışıkları yeryüzünü ısıtmak için uğraşırken çocuklar sokaklarda balon şişirip mantar patlatarak kurban bayramının sevincini hep birlikte paylaşmaya çalışıyorlardı. Bizde o zaman çocuk denecek kadar küçük genç denecek kadarda büyük değildik. Kasabamızda açılan Ortaokulun ikinci mezunu ılmak için uğraşan Ortaokul okul talebelerindendik. Kasabamızda bayramlar büyük bir coşkuyla kutlanırdı. herkes kendi yaş grubundaki kimselerle gezer, bayramın tadını çıkarırdı. Çocuklar kapı kapı dolaşarak kasabada bayramlaşılmadık ev bırakmazlar, akşama kadar birer torba şeker toplarlardı. Bayramın üçüncü günüydü, bizde kasabamızın ortasından geçen İzmir asfaltının üzerinde arkadaşlarla geziyorduk. karşımızdan bir gezi otobüsünün geldiğini gördük, dikkatimizi çeken; Otobüsün filamasıydı.Filamada şu yazılıydı ;" 10 Kasım ve Atatürk Gezisi Erenköy Kız Lisesi" araba kasabamızın ortasında bulunan atatürk heykelinin önünde durdu. İçinden bir grup kız öğrencinin indiğini gördük. Başlarında bir kaç da yaşlı bayan öğretmen vardı. Merakımızı yenmek için otobüsün yanına vardık. Gezi Kolu Sorumlusu olduğunu söyleyen yaşluı bir bayan öğretmen geziye niçin çıktıklarını ve gayelerini anlatıyordu. Saçları beyazlamış orta boylu tıknazca bir bayan olan öğretmenin sesi titriyordu.; "10 Kasımlarda ağıtlar düzeceğimize Atatürk'ü tanıyalım, bu vatanı nasıl kurtardılar onu öğrenelim, nerelerde hang savaşları yaptıklarını ve Kurtuluş Savaşı'mızın nasıl geçtiğini görmek için bu kutsal topraklara geldik" dedi Yolda gelirken filamadaki bir harfin düştüğünü farketmişler ve onun yerine bir harf yazmak için mola verdiler. Gezi sorumlusu ve tarih öğretmeni olduğunu söyleyen yaşlı bayan, bizden bir masa rica etti. hemen yakındaki bakkala giderek bir masa ve sandalye getirdik. Yaşlı bayan masanın başına geçerek kartondan kesmiş olduğu harfi boyamaya başladı,. hem kartonu boyuyor, hemde çevrede bulunan tarihi yerler hakkında bilgi alıyordu. O tarihte savaş günlerini yaşamış olan Zafertepe Çalköy'lü Ahmet ağa, O'nun sorularını cevaplıyordu. Yaşlı bayan sordu; " Büyük Taarruzun yapıldığı yerler kasabamızın dışındamıdır ? " Kasabamızın Belediye sınırları içinde bulunan ve kasabamıza 2 km. olan Zafertepe Abidesi vardır. Atatürk, Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesini bu tepeden idare etmiştir." "Zafertepe'den başka yakınlarda tarihi abide varmıdır ? " " Birde Kasabamızın çıkışında bir şehitlik daha vardır, Burada bir Yüzbaşımız askerleri ile birlikte şehit olmuştur.Şehitliğin adı; Harputlu Yüzbaşı Şehip Efendi Şehitliğidir." Bu sözleri duyan yaşlı bayan öğretmenin elinden boya fırçası düştü. "O benim babamdı" diyerek hıçkırıklarını tutamadı. Masanın üzerine kapandı. Yalvarır bir sesle; "Ne olur babamın yattığı yeri göreyim, iki yaşımdan beri O'na hasretim, kırk snedir arıyorum, bugüne kadar başvurmadığımız yer kalmadı, fakat bir türlü yerini ve ne olduğunu bulamamıştım" diyordu. Hıçkırıklardan ne konuştuğu zor anlaşılıyordu. Gözyaşları, önündeki boya kutusuna karışıyordu. Bu acıklı sahne karşısında hepimizin gözleri yaşarmıştı. Öğrenciler biryandan hocalarını teselli etmeye çalışıyorlar, bir yandan da sesizce ağlıyorlardı.Kısa bir sessizlik çöktü kasaba meydanına. Sessizliği bozan yine bayan öğretmen oldu. Bir müddet sonra kendine geldi ve; "Ne olur hemen şehitliğe gidelim, uzaksa arabaya buyurun", yaşlı adam; Hayır, şu karşıda görülen abide orasıdır". Hep beraber yürümeye başladık Öğrencilerin hepsi arabadan indiler. Onlarda kalabalığa karışarak yürümeye başladılar. En önde öğretmenler ve kasabadan yaşlılar bulunuyordu. Yaşlı bayanın Şekip Efendi'nin kızı olan tarih öğretmeninin kollarına iki öğrenci girmiş, şehitliğe doğru yol alıyorduk. İhtiyar Ahmet Ağa, savaş günlerini anlatıyordu.Öğrenciler O'nu can kulağı ile dinliyorlardı. Bazıları not tutuyor, bazıları fotoğraf çekiyorlardı. Şekip Efendi'nin kızı, belkide konuşulanların hiçbirini anlamıyordu. Babasının onlara vedalaşıp harbe gidişi hayaline geliyordu. O'na; " Birtanem, annenizi üzmeyin, yakında geleceğim. Gelirken size güzel oyuncaklar getireceğim" Diyerek yanaklarından öpüşünü hissediyordu. Babasının savaşa değil, çarşıya gidiyor sandığı için sevinçle el sallayışını hatırlıyordu. O zaman annesinin babasını ağlayarak uğurlamasını küçük kafası anlayamamıştı. Babası gittikten sonra annesinin hemen her gün diğer odaya geçip Kur'an-ı Kerim'i indirip okuyuşu, dua edip sessiz ağlayışı gözlerinin önüne geliyordu. Böyle hayal aleminde yürürken kolundaki öğrencinin "Hocam Şehitliğe geldik" Demesiyle kendine geldi. Herkes durmuş O'na bakıyordu. Hıçkırarak ; " Babam kaç tarihinde şehit oldu ? Şehit oluşunu biliyormusunuz ?" Diye ihtiyara sordu. Ahmet ağa biraz düşündükten sonra; "1922 senesi Ağustos'un 29. günü akşam üzeriydi." dedi ve anlatmaya başladı. " Ağzı köpükler içinde koşarak gelen atın durumu merakımıza gitmişti, sahibi neredeydi? Bu at Yüzbaşının atıydı. İkindi üzeri geçmişlerdi kasabadan. Acaba ne olmuştu ? Afyon Cephesi'nde bozulan düşman kaçıyordu. Bir bölük asker başlarında bir yüzbaşı ile baskına gitmişlerdi. Merakımız iyice büyüdü, acaba; Yüzbaşı ve askerleri esir mi oldu ? Şehit mi oldu? Öğrenmek için atın geldiği tarafa gittik. Vardığımızda baskına giden bir bölük askerimiz şehit olmuştu. Baskına giden diğer bölüğümüz, arkadan gelen bir Yunan Birliği'nin pususuna düşmüş, bir çok yunan askerini esir alıp gelirlerken pusudaki Yunan Askerleri tarafından şehit edilmişler.Karanlık olduğu için arkadan gelenleri fark edememişler. Köyümüzde o zaman at,araba,öküz, kağnı hiç bir şey koymadıYunan gevuru. Canlı hayvan namına hiçbirşey bırakmadı yedi. Doymak bilmiyorlardı. Bir sene daha kalsalardı, çaydaki kurbağalarımızı bile bitireceklerdi. Kazan kazan kurbağa kaynatıp yediklerini çok iyi bilirim. Şehitlerimizi getirecek bir şey bulamamıştık. Sırtlarımızda getirdik, gördüğünüz şehitliğe gece karanlık olduğu için şehitlerimizi ertesi gün gömdük.Ruhları şad olsun. Allah rahmet eylesin. bir çok şehit verdik ama o gün zaferi kazanmıştık." Herkes ihtiyar adamı can kulağı ile dinliyordu, O konuşmasını bitirdiğinde yürekleri kabarmış, Türklük damarlar da şahlanmıştı. Herkesin heyecanlı olduğunu farkettim, hocalarının işareti ile, öğrenciler sıraya geçtiler. Bütün şehitlerimiz için saygı duruşunda bulundular. Gür bir sesle İstiklal Marşımızı söylediler.Şekip Efendinin kızı, tarih öğretmeni, ağır ağır ağlıyordu.Tekrar yavaş yavaş kasaba meydanına gelindi, gezi bir gün ertelendi. Kasabalının ısrarı üzerine Erenköy Kız Lisesi, Zafertepe Çalköy Kasabasının misafiri oldu. Misaferiler birer ikişer evlere paylaştırıldı. Ertesi gün kasaba meydanı ana baba gününe dönmüştü.Misafirler ağlanarak uğurlanıyordu. Tarih öğretmeni yaşlı bayan, "Babamım köyü" Zafertepe Çalköy Kasabasına, "Artık bizde Zafertepe Çalköy'lü olduk" diyordu. Ondan sonra her 30 Ağustos'ta Şekip Efendi'nin kızı kasabamıza gelir, babasının ebedi istirahatgahını ziyaret ederdi. Bu vatan toprakları binlerce Türk evladının kanı ile sulanmıştır.Her karışından şuheda fışkıran bu topraklar altında, binlerce kefensiz şehit yatmaktadır. Bu şehitler ki, gözleri kapalı, bayrama gider gibi savaşa gitmişlerdir. tek gayeleri ejdad yadigarı bu topraklarda yabancı bir bayrak dalgalanmasın. Ay Yıldızlı nazlı Bayrağımız son damla Türk kanı akıncaya kadar dalgalansın istemişlerdir.İşte bundan dolayıdır ki, bir hilal uğruna nice güneşler batmıştır. Bu güneşlerden biri de Harputlu Yüzbaşı Şekip Efendi'dir. Ne mutlu vatan için ölenlere, ne mutlu ölürken gülenlere. Aziz şehitlerimiz; Ruhunuz şad olsun ![]() 11月16日 Kanımla Boyadım Damla Damla Tenini,Ölsem Ruhum Tutar Düştüğün Yerde Dimdik SeniBİRİNCİ ELDEN BELGELER IŞIĞINDA BAŞKOMUTANLIK ZAFERİNİN YERİ ZAFERTEPEÇALKÖY İLE İLGİLİ ATATÜRK’ÜN HATIRALARI
|
|
|